KAPAT (ESC)
Müzik

Ölümün Sessizliği: Görünmez Bir Kimliğin Anatomisi

12 Nisan 2026 Anıl Yahşi
Ölümün Sessizliği: Görünmez Bir Kimliğin Anatomisi

Bazen bazı olur, dökülen sözler olmaz içinden ve bir gece vakti ölümün sessizliğini hissedersin içinde. Kaybettiğin her şeyi listelerken zihninde. Başkalarının senin hayatında aldığı rolden ziyade, onlara hayatında değerlerle canlanmasıdır. 12 Nisan 2026 gecesi, mutfak masasında sigara eşliğinde kaleme alıyorum bunları. Değerini bilmediğimiz emeklerden dökülen onca hislerin şekil bulduğu haline bir adımdır bu yazım.  Neresinden baktıysak bu hayata farklı gördük pencereden, bence neden olduğu konusunda birçok fikrim de olsa canlandırmak istediğim hislerim var. Gizlerimden dökülen yalnızlığın şekil aldığı, bir duman histir hayatın anlamı. Sigaramı söndürüp biraz düşündüm olanları geçenleri geçtiği günleri ünlem koyan hisleri. Bir histerinin zan altında kaldığı duygular mı başa çıkamadığımız. Sorgularken kendini ayna da sen misin unuttuğun, unutup 10 öncesine dönme çabasındaki, yine yirmi bir de olsam aynı kararları verirdim hiçte pişman olmadım kararlarımdan. Sadece beni üzenin zamanın çirkin yüzüydü gördüğüm…

Anlam aramaktan, anlamsız kalmayı görmek. Duygu beslemekten, duygusuz olmayı seçmekti kördüğüm. Eksik kalmasın dediğin onca fedakarlığın sonucu neler yaşattı bize. Aramayı sebep sunduğun nedenlerin bitmek bildiği. Ördüğün duvarlar ne ara yıkıldı.

Hayat; anlamsızlıklar arasında umut ettiğin kaç yıldan ibarettir ki?

Umut, korkudan güçlü tek bir histir insanı sorgulatan. Çabalamakta yetinmediğin, kategorize ederken zihninde anı, bulamadığın anlamı satırlara dökmekti istediğin. Yüklemi başa koyarak anlattığım onca hatırayı hatırlamak mı, insanların YouTube daki istatistik sayacına verdiği önem miydi, önem arz eden. Hiç umurumda olmadı, kimsenin zihninde, hayatında yer etmek derdinde değildim. Bir gün birine kendime anlatmak isteyeceğim aklıma gelmezdi. Halende anlatmadım açıkçası, herkesin tanıdığı Anıl aslında yüzeysel bir kimlikten ibaretti. Beni yakından tanıdığını iddia edecek o kadar insan var ki… En azından bir kişinin beni gerçekten tanımasını isterdim. Yargılamadan, yorum yapmadan, kafasındaki başka bir konuya benzetme kurmadan dinlemesini beklerdim. Acele etmezdim işte, geçiştirmezdim, sessiz kalmazdım. İnsanlar benim her zaman sessiz biri olarak tanıdı. Ama gerçek beni tanımış olsalardı, ne kadar hayat dolu olduğumu bilirlerdi. Bu gece şunu itiraf etmeliyim ki; düşündüm de ben bunu kendime dahi itiraf etmemişim. Aramaktan ziyade çocukluğumuza olan nefretin şekil bulmasıydı kişilik. Bu yüzden kendime itiraf olarak şunu betimlemeliyim;

Ölümün Sessizliği ile başlayan şarkılardan buraya doğru baktığımızda, gerçekten hissetmediğim. Hislerimi öldürmüşüm, yaşamayı rafa kaldırmış ve yaşadığım günü göremez olmuşum. Düşündüğümüzde çıkan sonuç kesinlikle bir kadının yokluğu veya varlığı değildir. Var olduğunu düşünenlerde hiç olmamıştır renklerimde. Kendimi hiç anlatmadım şarkılarımda. Hatıralarım değildi yaşananlar, güzel bir hikayen olmalıydı var olmak için, varoluşsal sancılar geçirdiğimiz şu günlerde.

×
1 / 1